fbpx
23 Ekim'de yani tam iki hafta önce bu başlığı #38 açmıştım, 1 Amerikan Doları 7,6 TL imiş. Bu sabah bakıyorum 8,48 TL olmuş. yüzde ondan fazla artmış iki haftada. ben de bu başlığı açayım buradan takip etmek daha kolay diye düşündüm.
tenis koçu. ama herhangi bir tenis koçu değil Serena Willams'ın koçu. Netflix'te her bölümünde farklı spor dallarından koçların konu edildiği The Playbook adlı belgeselin 1.sezonunun 4.bölümününe konu olan kişi. adı patrick ama soyadı diğer muratoğlu gibi yazılıyor tipi de memleketimizde sokakta görebileceğimiz herhangi bir gibi. Türk mü acaba?
Konda araştırma şirketi genel müdürü. 1956 yılında Çal/Denizli’de doğdu. 1979 yılında ODTÜ/İdari İlimler Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. 1979- 2003 yılları arasında çeşitli sanayi şirketlerinde yöneticilik yaptı. TV programlarında muhteşem analizler yapan bir entellektüeldir. 2020 yılında "Hikayesini Arayan Gelecek" adlı ilk kitabı yayımlanmıştır. Büyük birikimi ve KONDA araştırmalarının önemli verileriyle yola çıkarak yaşadığımız çağ, dünya ve Türkiye’yle ilgili sağlam değerlendirmelerde bulunuyor.
5 Kasım Perşembe günü CNN Türk'te Hande Fırat'ın sunduğu Gece Görüşü programında ABD seçimleri konuşulmuş. Programda Hürriyet Gazetesi'nin -sanırım ABD muhabiri- Razi Canikligil ile Gazeteci Zafer Şahin konukmuş. Bu iki konuk arasında bir tartışma çıkmış, Razi Canikligil diğer konuğa hakaret etmiş filan. Ertesi gün de CNN Türk bir açıklama yapıp izleyicilerden ve hakarete maruz kalan Zafer Şahin'den özür dilemiş. Yayın formatını tahmin edebilirsiniz, ekran üçe bölünmüş ortada Hande Fırat'ın, sağ ve solda da konukların canlı görüntüleri var. Ekranın altında da açıklamalar ve kayan haber bandı var. Klasik, haftada bir kaç akşam ekranda görmeye alışık olduğunuz CNN Türk ekran formatı yani.

Olayın kendisi tuhaf, iki yetişkin ve okur-yazar adamın canlı yayında birbirleri ile hakarete varacak şekilde tartışmaları filan zaten abes. Ama olaydan daha tuhaf olan, ertesi gün Yeni Akit'in CNN Türk'ün açıklamasını veriş şekli. Yeni Akit, web sitesindeki haberde CNN Türk'ün açıklama metninin yanı sıra programın da video kaydını vermiş. Fakat videoyu izleyince görüyoruz ki Hande Fırat'ın göğüs dekoltesi görüntünün o kısmı buzlanarak sansürlenmiş. Ekran görüntüsü burada : görsel


Yeni Akit web sitesindeki haber ve içerisindeki video da burada.
Bugün itibari ile tam adı Joseph Robinette Biden Jr. olan Joe Biden Amerika Birleşik Devletleri'nin 46. Başkanı olarak seçildi.
Amerika'lı biyoteknoloji şirketi Moderna, klinik testleri halen devam eden Covid-19 aşısının tedavide yüzde 94,5 etkili olduğunu açıklamış. Pfizer'ın üzerinde çalıştığı aşıdan farklı olarak Moderna'nın aşısı 2-8 derece yani yaklaşık standart buzdolabı sıcaklığında 30 gün muhafaza edilebilecekmiş. Bu iyi haber çünkü Pfizer'in aşısı için eksi 70 derecelere varan saklama sıcaklıklarından bahsediliyor.
Artvin'in bir ilçesi, dünyanın doğası en güzel ve en bakir yerlerinden biri olabilir. 2015 yılında Cittaslow kapsamına alındı ve Türkiye'nin sakin şehirleri arasında yer aldı. Şavşat'da bulunan muhteşem doğa harikası Karagöl'e ait bir video şurdan izlenebilir: video

Yeni mezunları beğenmeyen eski mezunları, mezunu olmayıp çocuğunu gururla kolejde okutanları, 3 kuşak kolejli olanları, kolejli olduğu için gurur duyanları, kolejli olmadığı için üzülenleri, sevinenleriyle elit(!) Ankara insanının en büyük sorunsalı...
Bernard Cornwell’in ‘The Saxon Stories’ kitaplarının dizi uyarlamasıdır. İngiltere’nin oluşumunu harika detaylar ile gerçek ve kurgu karakterler üzerinden anlatıyor. Yasalar, politika, din ve bir sürü önemli toplumsal yaşam konularının neredeyse temelinin atıldığı dopdolu bir dizi. Dizinin belli ölçüde gerçekleri yansıtması da apayrı bir heyecan ve tat katıyor. 4 sezonu yayında, 5. sezonu heyecanla beklemekteyiz.
Eklem sağlığı için kapsül formunda kolajen desteği. Ağızdan alınan kolajenin ne kadar etkili olduğu tartışıladursun, genacol'un artık memleketimizde de satıldığını görünce tenisten yıpranmış eklemlerim için aldım ve içmeye başladım. bir süre kullandıktan sonra izlenimlerimi yazacağım. günlük doz tek seferde -tercihen yatmadan önce- 3 kapsül. ben sabahları alıyorum.
Konya'daki bir süt fabrikasında (aslında 'süt toplama merkezi' deniyormuş) süt banyosu yaparken çektiği videosunu tiktok'ta yayınlayan adam. On üzerinden on puanlık rezalet. Videosu burada : twitter
Alman Devleti Covid-19'la mücadele için eğlenceli bir video hazırlamış. Türkçe altyazılı olarak buradan izliyebiliyoruz: twitter
This is us adlı diziyi izlemeye başlayınca heyecanla bu yeni başlığı #49 açtım. Dizi ilerledikçe fark ediyorum ki müzikleri de şahane. 1.Sezonun 3.bölümünde bir sahnede fonda Jackson C.Frank'ın 1965 yılında yazdığı "Blues run the game" çalıyor. Sahne bu linkten izlenebilir : video



Şarkının sözleri de aşağıda. Daha fazla detay vermeyeyim de diziyi izleyecek olanların tadı kaçmasın.

Catch a boat to England baby
Maybe to Spain
Wherever I have gone
Wherever I've been and gone
Wherever I have gone
The blues are all the same

Send out for whiskey baby
Send out for gin
Me and room service honey
Me and room service babe
Me and room service
Well we're living a life of sin

When I'm not drinkin' baby
You are on my mind
When I'm not sleepin' honey
When I ain't sleepin' mama
When I'm not sleepin'
You know you'll find me crying

Try another city baby
Another town
Wherever I have gone
Wherever I've been and gone
Wherever I have gone
The blues come followin' down

Livin' is a gamble baby
Lovin's much the same
Wherever I have played
Whenever I've thrown them dice
Wherever I have played
The blues have run the game

Maybe tomorrow honey
Some place down the line
I'll wake up older
So much older mama
I'll wake up older
And I'll just stop all my trying

Catch a boat to England baby
Maybe to Spain
Wherever I have gone
Wherever I've been and gone
Wherever I have gone
The blues are all the same
New York Times Magazine'in efsane editörü Gerald Marzorati, 60'lı yaşlarının başında emekli oluyor. 30 yıl gazetecilik yapan Marzorati, pek spora yatkın bir adam olmamasına rağmen -daha önce hiç deneyimlemediği- tenis oynamaya merak salıyor. Dersler alıyor, yılmadan çalışıyor ve bomba gibi bir tenis oyuncusuna dönüşüyor. Amerika'da farklı eyaletlerde turnuvalara katılmaya başlıyor, derecelere giriyor.

Marzorati tenis deneyimlerini 2016'da yazdığı "Late to The Ball" adlı kitapla paylaşıyor. Kitabın adını topa geç kalmak olarak tercüme edebiliriz. Ama bire bir İngilizce olarak çevirirseniz baloya geç kalmak olarak da düşünülebilir. Maalesef kitap Türkçe'ye tercüme ancak İngilizce baskısından okuyabilenler için harika bir 60'lı yaşlar yol haritası sunuyor ve itiraf edeyim ki insana cesaret aşılıyor.

Marzorati ile kitap hakkında yapılmış bir röportajı buradan izleyebilirsiniz : video



Linki klikleyince video Youtube'da oynamaya başlayacak. Röportaj İngilizce ancak Youtube'un otomatik altyazı çeviri özelliğini kullanarak Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz. Bunun için videoyu oynatmaya başladıktan sonra ekranın altındaki küçük bir ikonuna basarak ayarlar menüsünü açın, burada "Subtitles/CC (Altyazılar/CC)" seçeneğini Auto-translate (Otomatik tercüme) olarak işaretleyin ve Türkçe'yi seçin. Otomatik olarak yazılım tarafından bir tercüme olduğu için hatalar olabilir ama yine de Marzorati'nin ne dediğin anlaşılıyor.
lacivert ceket gri pantolon, açık mavi ya da beyaz gömlekten oluşan kıyafet zorunluluğu olan liseydi bizimki. lise birdeydim. tenefüste pantolonum tam arkasından boylu boyunca yırtıldı. okul asmayan biriydim. izin kağıdı yazdırayım eve gideyim dedim. rezilliğin alemi yoktu. tenefüs bitti herkesin derse girmesini bekledim. izin kağıdı yazdırmak için müdür yardımcısına gittim;"hocam utanıyorum pantolonum yırtıldı, sizden ricam baş ağrısı falan yazın" dedim. "tabi lan -evet lan- ne yazayım başka" dedi. izin kağıdını aldım, koşa koşa sınıfa gittim. herkes dersteydi. kapıyı çaldım içeri girdim. hocaya izin kağıdını uzatıp "hocam ben rahatsızım izin aldım" dedim. hoca tüm sınıfa kahkahalarla izin kağıdından "arkadaşınızın pantolonu yırtılmış" ilan ediyordu. en seslisi hocanınkiler olmak üzere tüm sınıfın kahkahalarıyla birlikte oradan uzaklaştım ama koşarak değil, bacaklarımı birbirine sürterek yavaşça...
2021 seçimlerini demokrat rakibi joe biden'a kaybetti. kendisini twitter'dan kafasına göre attığı tivitlerden takip edip, oha amerikan başkanı da bu muymuş yani diyorduk. amigoluk yapmaya gerek yok, joe biden nedir ne değildir, abd için ne ifade ediyor hakkaten bilmiyorum. ama trump'a karşı kazanması acaba yerlere göklere konulamayan amerikan sistemi bir düzeltme yapıyor anlamına mı geliyor diye düşünerek hadiseleri anlamaya çalışıyordum. Bugün -kendisi de ABD'de yaşayan gazeteci- Oray Eğin Habertürk'teki köşesindeki "Et tu Brute (Sen de mi Brutus)" başlıklı yazısında şöyle bir şey yazmış :

"...Açıkçası, Cumhuriyetçiler sanki Trump’ın yenilgisine hazır ve bu durumdan da memnun görünüyorlar. Çünkü dört senelik Biden iktidarı partiye kendisini toparlaması, Trump etkisinden kurtulması, 2024’te daha geleneksel bir adayla çok daha kuvvetli bir şekilde iktidarı ele geçirmeleri için fırsat tanıyacak."

bilemiyorum gerçekten, joe biden yönetiminde Hint-Jamaika kökenli, eski Kaliforniya başsavcısı olan ve başkan yardımcısı olarak görevlendireceği Kamala Harris'in çok baskın olacağına dair yorumlar okuyorum. Oray Eğin'in yazdığı gibi Cumhuriyetçiler 2024 seçimleri için geri çekilmişken Joe Biden sonrası Kamala Harris de atak yapabilir.
Katolik Hıristiyan dünyasının dini lideri Papa Francis, Vatikan'da yaptığı Kasım ayı duasında yapay zeka kullanımının insanlar arasında eşitsizlik artışına yola açabileceğina karşı uyarıda bulunmuş ve yapay zekanın tüm insanlar için çalışması çağrısında bulunmuş. Vatikan Şubat ayında da yapay zeka teknolojilerinin etik kullanımı için çağrı yapmıştı.
Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) dün twitter hesabından yaptığı bir paylaşımla gündeme bombayı bıraktı. AST, yaptığı paylaşımda 6 Aralık 1963'de açılan Kızılay Ihlamur Sokak'taki tarihi salonunu pandemi döneminde karşı karşıya kaldıkları zorluklar, mülk sahibinin dayattığı ağır koşullar gibi nedenlerle boşaltmak zorunda kaldığını haber veriyordu. twitter


Az önce Ünsal Ünlü(*), her sabah yaptığı canlı yayını öncesi, sabahın erken saatlerinde Mansur Yavaş Başkan'la konuştuğunu ve Başkan'ın konuyu takip ettiğini söyleyip AST için çözüm bulmaya çalışacağını müjdeledi. İlginç olan, Mansur Yavaş'ın Ünsal Ünlü ile yaptığı konuşmada, sağ gelenekten gelen bir siyasetçi olarak aslında AST'a hiç gitmediğini ve herhangi bir oyun izlemediğini ancak şehrin belleğini korumak açısından konuyu mutlaka çözüm bulacağını söylemesi idi.
atakule big chefs'in açılmasıyla kan kaybeden iran caddesi şubesi, pandemiyle birlikte tamamen kapandı. gerçekten çok üzgünüm, ankara'da uzun süre kalıcı olan güzel mekanların sayısı o kadar az ki... en güzel anılarımın geçtiği, en güzel fotoğraflarımın çekildiği mekanı çok özleyeceğim.
Ankara'da Napoli usulü pizza yapan şahane mekan. İki mimarın elinden çıkmış küçük, ferah ve zarif kapalı mekanının önünde şirin bir de bahçedi vardır. Napoli usülü hazırlanıp 48 mayalanmış hamurların üzerine taze malzemelerle şahane pofuduk pizzalar yiyebilirsiniz. instagram

1995 yılında kurulmuş amerikan heavyrock metal grubudur. güzel abilerdir. vokalisti sully erna'nın sesi genelde metallica'nın solisti james hetfield'a benzetilir. "love-hate-sex-pain" isimli şarkıları hayatı iyi özetleyen dört kelimeyi içerir.
Bilkent üniversitesi içerisinde, Türkiye'nin ODTÜ'den sonra açılan ikinci teknokentti. 250 civarında firmaya ev sahipliği yapar. Teknokentler içerisinde pek çok açıdan en iyilerden biridir. Yönetimi şirket ve insan dostudur. Kendileri ile çok rahat konuşulabilir, sorunlar iyi niyetle hızlıca çözülür.
Belgesellere meraklıyım. Amerika'da filan adamların eski binaları kritik noktalarına patlayıcılar yerleştirerek yıkmak için nasıl ince hesaplar yaptıklarını onlarca ayrı belgeselde izlemişimdir.

BBC'nin haberinden öğrendiğimize göre Bursa'da benzer bir yıkıma niyetleniliyor. Niyetleniliyor diyorum çünkü bina ilk patlatma ile yıkılmıyor. Videodan anladığımız kadarı ile ikinci kere patlatmayı deniyorlar ama onda da yıkılmıyor. Sonra yav bu iş olmadı diye bırakıp gidiyorlar ve bina ertesi gün kendiliğinden olduğu yere yıkılıyor.

Kendiliğinden olan olayların ülkesinde sıradan bir gün : twitter
Tarih bu kişilik hakkında nasıl karar verecek çok merak ediyorum. İyi konuştuğu kesin. Ama doğru söylediği şeyleri gerçekten içinden gelerek mi söylüyor yoksa politika mı yapıyor belli değil. Kendi cenahından bile aldığı tepkiler kimseye nasip olmadı.
İkinci dünya savaşında Nazilerle işbirliği yapan Norveç başbakanı Vidkun Quisling. naziler 1945'de yenilince tutuklanıp idam edildi. bir ülkede düşmanla işbirliği yapan "vatan haini" siyaset adamlarına "quisling" denmektedir.
1940'ta İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesini birincilikle bitirdi. Lyon Fransa'da Elektronik yük. müh. diploması aldı. Hacettepe Üniversitesi Bilgi İşlem Müdürlüğünü 1967 yılında kurdu. 18 yıldan fazla bu merkezde görev aldı. 19712de Türkiye Bilişim Derneğini kurdu. Türkçe'ye olan tutkusu ile bilinir. Bilgisayar, bilgi işlem, yazılım, donanım, bilişim, bellek, imleç, çevrimiçi vb. Türkçe bilişim terimlerini geliştirdi (yaklaşık 2.500 yeni sözcük) Prof. Dr. Aydın Köksal iyi düzeyde İngilizce, Fransızca, İtalyanca bilmekte, Almanca ve İspanyolca teknik belgeler üzerinde de çalışma yapabilmektedir. 52 yaşında, resim yapmaya başlamış ve iki buçuk yılda 55 tablo yapmıştır. Daha önce keman çalmış ancak 65 yaşında ise piyano dersleri alarak Beethoven’in Ay Işığı Sonatı (Adagio), Schubert’in Serenad’ı, Chopin’in Do Diyez Minör Noktürn’ü, Opus 64 No. 2 Vals’i gibi sevdiği birkaç yapıtı öğrenmiştir. Özetle yaşayan efsanedir kendisi.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yeni bir çalışma yapmış. Memleketimizde her ama her kayıtlı adres için 9 basamaklı bir kod oluşturmuşlar. Bundan böyle kargo için adresimizi verirken, bir arızda bildirirken ya da resmi makamlar için beyanda bulunurken, cadde, sokak, apartman, ilçe, posta kodu, il diye uzayıp giden bilgileri tek tek yazdırmak yerine örneğin 20 66 80 308 gibi 9 haneli kodumuzu söylememiz yeterli olacak. Karşı taraf devletin kurduğu bu sisteme kodu girip güncel adresine ulaşacak ve gerekli işlemi yapacak.

Çalışma bitmiş ancak testler yapılıyormuş. Yakında e-devlet'den girip adres kodumuzu alabilecekmişiz. PTT Kargo sistem açılır açılmaz ilk kullanan kargo şirketi olacakmış.
Ankara'nın efsane kitapçısı Dost Kitabevi online alışveriş sitesi açmış. Ankara içinde öğlen saat 2'ye kadar verilen siparişleri aynı gün, 4'e kadar verilen siparişleri ertesi gün teslim ediyorlarmış : https://www.dostkitabevi.com
Şimdi konu malum, Covid-19 virüsüne karşı başarılı olduğu söylenen 4 ayrı aşı var. Bunlar Pfizer/BioNTech (Amerikan-Alman), Moderna (Amerikan), AstraZeneca/Oxford (İngiliz) ve Sinovac (Çinli) firmalarının geliştirdiği aşılar.

Bugün twitter'da "Hangi ülke kimden, kaç doz aşı siparişi verdi?" başlıklı bir grafiğe denk geldim. Bu grafikte ülkelerin milyon doz cinsindan yukarıdaki 4 üreticiden hangisi veya hangilerinden sipariş verdiğini görselleştirmişler. Grafik burada : twitter


Mesela bakıyorum, Avrupa Birliği kendisini garantiye almış Alman, Amerikan ve İngiliz aşılarından bir paket yapmış hepsini denemek istemiş belli ki. Keza ABD de öyle. Onlar da her üçünden ortaya karışık bir paket yapmış. Her ikisinin de ortak yanı karışık paketler yaparken en büyük payı İngiliz AstraZeneca/Oxford için kullanmaları olmuş. Japonya, İngiltere, Kanada için de aşağı yukarı aynı durum geçerli.

Grafikte listelenen 14 ülkenin 13'ü -en azından grafiğin ölçeği içerisinde gösterilecek büyüklükte- Çin aşısına yatırım yapmamış. Ama 14.ülke ki o ülke biz oluyoruz, sadece ve sadece Çinli Sinovac firmasının ürettiği aşıdan sipariş vermiş.

Bu 13 ülkenin bilmediği ama bizim bildiğimiz bir şey mi var acaba? Tüm gelişmiş ülkeler Amerikan, Alman ve İngilizinkini yaptırırken biz neden sadece Çinlinin aşısını yaptırıyoruz? Neden..?
Russell Crowe'un başrolünde oynadığı 2020 yapımı film. Film bir kavşakta yol verme tartışması nedeniyle kendisine el kol hareketleri yapan kadını (Caren Pistorius) takip edip taciz eden psikopat bir sürücüyü konu alıyor. Az önce filmin tanıtımını izlediğimde Russel Crowe'un bu rol için bilmem kaç kilo aldığını, role nasıl hazırladığını filan görünce şaşırdım. Zira film aslında memleketimizin herhangi bir şehrinde trafikte sıradan bir günü anlatıyor. Russel Crowe bu role İstanbul trafiğinde hazırlanabilirdi. 20 günde kendisinden bir canavar yaratabilirdik. video

Dün Merkez Bankası faiz arttırımını pas geçince zaten artmaya başlamıştı. Bu sabah 8.30 itibari ile 7,96 gibi rakamları görüyorum doviz sitelerinde. Yatırım tavsiyesi değildir. Hiç olmadı zaten.
Ne menem bir kişi olduğunu bir türlü çözemediğim, instagram'da 19 milyon takipçisi bulunan İtalyan vatandaşı emekli iş adamı. 53 yaşındaki bu şahsın ne iş yaptığını öğrenmeye çalıştığımda karşıma hep "iş adamı" ve "girişimci" olduğuna dair yazılar çıkıyor ama hiç bir yerde şu işi yaptı da emekli oldu diye net bir bilgiye rastlayamadım. Kendisini ilginç kılan instagram ve tiktok başta olmak üzere sosyal medyada sürekli genç eşi ile birlikte dans ederken paylaştığı gerçek ötesi videolardır. Instagram adresine buradan ulaşılabilir : Gianluca Vacchi sen kimsin..?
Mülkiye 1975 mezunu, uzun yıllar Eski adıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın çeşitli birimlerinde müfettişlik, müdür yardımcılığı gibi pek çok görev yapmış halen Gümrük ve Ticaret Müfettişleri Derneği başkan vekilliğini de yürüten müthiş entellektüel, hoş sohbet, zarif ve gurme kişi.
Starbucks gibi olmaya çalışıyor gibi geliyor bana. Bardaklardaki yeşilin tonu mesela.
65 yaş ve üzeri için 10.00-16.00 saatleri arasında sokağa çıkma kısıtlaması getirildi. Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün 10.11.2020 tarih ve 2020/80 tarihli İl Umumi Hıfzıssıhha kurul kararının ilgili kısmını aşağıda paylaşıyorum.

"... 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın her gün 10.00-16.00 saatleri arasında sosyal mesafe kuralına riayet etmek ve maske takmak kaydıyla dışarı çıkabileceklerine, bu saatler dışında 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın sokağa çıkmasının kısıtlanmasına,

10:00-16:00 saatleri dışında sokağa çıkma kısıtlaması olan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızdan,

a. Kamu görevinin niteliği mevcut durumun aciliyeti ve kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanmasında hizmetine ihtiyaç duyulacak başta doktorlar, sağlık çalışanları, eczacılar, seçimle iş başına gelmiş kamu görevlileri, sosyal hizmet kuruluşları görevlileri v.b. olmak üzere kamu görevlileri,

b. İşletme sahibi, esnaf, tüccar, sanayici, çiftçi, serbest meslek sahipleri ile çalışanlardan durumlarını aktif sigortalılıklarını gösteren SGK Hizmet Belgesi, Vergi Kaydı, Şirket Yetki Belgesi, Oda veya birlik kimliğinden biriyle belgeleyenler ile meslek odaları başkanlarının, muaf tutulmasına,

Kaymakamlarımız ve ilgili Kurumlarımızca konu hakkında gerekli hassasiyetin gösterilerek uygulamanın yukarıda belirtilen çerçevede eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesinin sağlanmasına, tedbirlere uymayanlarla ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282’nci maddesi gereğince idari para cezası verilmesine, aykırılığın durumuna göre Kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılmasına, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılmasına karar verildi."
Üç nesildir yörenin en dürüst, en namuslu, en yozlaştırılamaz kasabası olarak ün salan Hadleyburg, kasabadan geçen bir yabancıyı "büyük ihtimalle farkında olmadan ama her halükarda kesinlikle umursamadan" rencide eder. Ve olaylar gelişir.

Mark Twain'in 1899 yılında aylık magazin Harper's Monthly'de yayınlanan kısa hikayesi. Can Yayınları'ndan Berrak Göçer'in çevirisi ile Ağustos 2020'de çıkan baskısını okumaya doyamadım.